Bu yazı "BEYSAD" dergisinin Mayıs-Haziran 2007 sayısında yer almıştır. 

Image“ En büyük zafer düşmemek değil , düştüğün zaman ayağa yeniden kalkabilmektir . “

Başarı tesadüf değildir . Başarı iyi tasarlanmış planla başlar . Gelecek yıl , geçmiş on yılda başardığınızdan daha fazlasını , böyle bir planla , gerçekleştirebilirsiniz .
Kişisel Stratejik Planlama disiplinli düşünce sürecidir . Sizin kim olduğunuz , nereden gelip nereye gittiğiniz , neyi , nasıl , ne zaman ve niçin yaptığınız bu planda belirtilir.

Kişisel Stratejik Planlama hazırlamada amaç  :

• Hayatınızın yönü , anlamı ve amacını belirlemek
• Gelecekte sizi olumlu etkileyecek kararlarınızı almanıza yardımcı olmak
• Enerjinizi ve kaynaklarınızı “önemli” olana odaklamak
• En kısa zamanda en iyi sonuçların almak
• Performans düzeyinizi yükseltmek
• Zamanın , paranın ve özgürlüğünüzün tadını çıkarmak
• Hayatımızın yüksek amacına ulaşmamızı engelleyen , önleyen bizi sınırlayan ve kısıtlayan belirsizlik , endişe ve korkulardan kurtulmak
• Yetenek ve becerilerimizi daha verimli kullanmak
• Yaşam kalitesini yükseltmek ve huzura kavuşmak
• Daha iyi olmak , daha fazlasını yapmak ve yaşamdan daha fazlasını almak
Olarak sıralanabilir .
Etkili bir Kişisel Stratejik Planlama nın en önemli iki unsuru Kişisel Vizyon ve Misyon ‘ unuzdur . ( Bu konuya Nisan 2007 sayımızda değinilmişti ) .

Bu yazıda , hazırladığımız planlarımızın , bizi varmak istediğimiz noktalara ulaştırabilmesi için , yapılması gerekenlerle sahip olmamız gereken özelliklerimize değinilecekteir .

**

 "İster başaracağım , isterseniz başaramayacağınızı söyleyin , her iki durumda da haklısınız ."
Henry Ford

Başarı belirlenen hedef doğrultusunda çalışarak ve gayret ederek o hedefe ulaşmaktır . Hedefinize göre değişik oranda zaman , enerji ve odaklanma gerektirir . İşimize gitmek , işyerinin kurulması , düzenli ilişkiler ve kilo vermekle karşılaştırılamaz . Hedef ne kadar büyükse , başarıya ulaşmak için o kadar ön planlama ve ayarlamalar yapmak gerekir . Çoğu zaman insanların hedeflerine ulaşmak için yeterli zaman , enerji ayırmaz ve odaklanmazlar . İşler zora girince pek çok insan gerekli ayarlamaları düzenlemeleri yaparak devam etmek yerine vaz geçerler .

Bu konuda hemen herkesin kilo vermek veya dil öğrenmekle ilgili hatırlamaktan genellikle hoşlanmadığı bir veya birkaç anısı vardır . Herkes bir yabancı dil hatta bildiği yabancı dile ek yeni bir dil öğrenmek ister . Ancak dilekten , eyleme geçmeye kadar kademeler vardır .  Bu kademelerine bakarsak ;

1. Ben dil öğrenmeye niyetliyim 
2. Ben dil öğrenmeyi istiyorum
3. Ben dil öğrenmeyi çok arzu ediyorum
4. Benim için dil öğrenmek vazgeçilmeyecek bir tutku
5. Ben bu tutkumu gerçekleştirmek için azimle gayret edeceğim
6. Dil öğrenmek benim için aklımdan çıkaramadığım , uğruna herşeyi yapabileceğim tutkum

İnsanların %100 ü birinci  ,  büyük bir çoğunluğu ikinci aşamada takılırken ,  dördüncü ve beşinci aşamalarda azınlığın kaldığını görürüz . Ancak , altıncı aşamayı yaşayabilen çok küçük bir azınlık yeni dil ( diller ) öğrenir . Kilo verir .

Yazılı hedefleri olanlar ve bu hedeflerini her gün gözden geçirerek gerekli ayarlama ve düzenlemeleri gerçekleştirebilenler için başarıya ulaşmak kolaylaşmıştır . Yazılı hedeflerinizle uyumlu ve aynı yolda ilerlediğinizde , hedefinize yaklaşacak aksi takdirde uzaklaşacaksınız . Eğer hedefe yaklaşıyorsanız harika !. Değilse yapmanız gerekenleri araştırın ve saptayın . Hepimiz araba kullnıyoruz  , araba sürerken , devamlı surette ayarlamalar ve düzenlemeler yaparak yoldan çıkmayı önlüyor ve varacağımız yere ulaşıyoruz . Peki siz yaşam  yolculuğunuzda , başarıya ulaşmak için gerekli ayarlamaları ve düzenlemeleri sürekli olarak yapmaya devam ediyor musunuz ?
 
**

 Hedeflerini ;  belirleyen , açık bir biçimde ortaya koyan , ve içselleştiren insanlar , bu titizliği göstermeyen diğerlerinden farklı olacaklardır .
Hedeflerine odaklanmış ve kendini bu amaca ( amaçlarına ) adamış insanların algı eşikleri düşük olur . Onlar çoğunluğun farkına varamadığı detayları ve ince noktaları  görür , duyar ve hissederler . ( “Burnu iyi koku alır “ bir iş adamı ve lider yönetici için en güzel iltifat , fark yaratan özelliktir .)  Bu farkındalık onları herkesten önce harekete geçirir , öncü – lider -  yapar .

Bundan yaklaşık yüz yıl önce anlatılan şu hikaye unutulmayanlardandır .

Amerika Birleşik Devletlerinde , telgrafın uzak iletişimde alternatifsiz olduğu dönem... Telgraf şirketlerinden biri Telgraf Baş operatörü alınacaktır diye ilan verir . Bu çok önemli ve dolgun ücretli iş için , aranan özellikler tek tek tarif edilir ve bu özelliklere uymayanların kesinlikle müracaat etmemesi ilanda duyurulur . Aranan özelliklerin başında mükemmel mors alfabesi bilgisi ve hatasız mesaj alma ve geçebilme yeteneği gelmektedir .

Adaylar mülakata çağrılır .  Mülakat için gelen adaylar , sekreter tarafından büyük bir salona alınır ve sekreter “ Lutfen bekleyin , biz sizi çağıracağız “ der , çekilir .

Salonda sıkıntılı bir sessizlik hakimdir . Herkes birbirine  ölçen gözlerle bakar ve şansını tahmin etmeye çalışır . Aradan uzun bir süre geçmesine rağmen hiç kimse henüz çağrılmamıştır . Sabırsızlıkla bekleme devam eder ve sekreter tekrar gelerek her hangi bir açıklamada bulunmaz .

Uzunca bir süre beklemenin sonunda adaylardan biri aceleyle yerinden kalkar ve salona açılan kapılardan birini tıklatır ve içeri girer . Kimse bu duruma bir anlam verememiştir , bekleme sürer.

Yaklaşık yirmi dakika sonra genç adayın girdiği kapı açılır ve bölüm müdürü olduğu anlaşılan biri ile genç aday dışarı çıkarlar . Müdür bekleyen adaylara “ Geldiğiniz için teşekkür ederim , ama biz Baş Operatörümüzü bulduk , onun için sizler gidebilirsiniz “ der .

Bekleyen adaylar öfke içinde “ kendilerine haksızlık yapıldığını , kendilerini  dinlemeden “ karar aldıklarını söyleyerek bu karara itiraz ederler .
Bunu üzerine Müdür  “ Ben yarım saat önce salondaki herkesin duyabileceği şekilde , mors alfabesiyle , bekleyen adaylardan bu mesajı alan lutfen 3 numaralı odaya gelsin , diye mesaj gönderdim . Fakat bu mesajımı içinizden ancak bir kişi fark edebildi , o aday şimdi bizim Baş Operatörümüz olacaktır “ diyerek kararının gerekçesini açıklar .

**
Bize  gönderilen mesajların farkında mıyız ?

Özel yaşamımız ve/veya iş yaşamımız için çok önemli olan bu mesajları duyabiliyor , görebiliyor , hissedebiliyor muyuz ?

Antenlerimiz açık mı ? . Varlık , bolluk , zenginlik ve iyi ilişkileri bize sunabilecek mesajlar etrafımızda , odamızda var da biz farkında değil miyiz ?

Önümüze serilen , açılan  imkan ve fırsatları herkesten önce fark edip onları değerlendirebiliyor muyuz ? Bu konuda öncü , lider miyiz yoksa takipçi miyiz ?

Aynı grup içindeki değişik insanların yaşamın farklı yollarında  , farklı maddi ve manevi zenginliklerle yollarına devam etmesinin arkasındaki gizem nedir ?

Bu ve benzeri soruları çoğaltabiliriz ve cevapları da aramaya devam edebiliriz .

Başarıya  ulaşmak  ,  doğru belirlenmiş ve iyi tarif edilmiş hedefleri olan  ve bu hedeflere kendini adayarak ve odaklanarak bu hedeflere ulaşmak için , hedefleri doğrultusunda çalışan insanların hakkıdır .

Ahmet S. Koçel
Neuroenergy Kişisel Gelişim
Yaşam ve Yönetim Koçu
www.neuroenergy.org

Prepared to publish by Fotorama
Go to top