Bu yazı "bluist" dergisinin Eylül-Ekim 2007 sayısında yer almıştır. 

ImageBen onu affedemiyorum !...
Dünyada onu affedemem!...
Affederek onu ödüllendireyim mi ?
Yaptıklarım ve söylediklerimden sonra ben kendimi affedemem!...
Söylediği bunca şeyden sonra onu affedemem!...
Rahat etmesini istemiyorum onun için onu affetmeyeceğim!...

Bu veya buna benzeyen içsel konuşmaları sık sık tekrarlıyoruz . Bir yakınımıza veya arkadaşımıza bu cümleleri söylemiş de olabiliriz .

Her ne kadar affetmemenin sağladığı intikam duygusu çekici görünse de , bu yazı boyunca vurgulanacak tema “ Affedin , rahatlayın ve huzuru bulun “ olacaktır .

Affetme bir süreçtir . Bu süreç sonunda ,
• Rahat
• Huzur
• Ödüle kavuşanın    kim olduğunu anlamaya çalışmak işimizi kolaylaştırabilir .
 
“ Affetmek – fazlasıyla- kişisel bir süreçtir “ . Eğer affeden siz iseniz , bunu kendi kişisel mutluluğunuz için yapıyorsunuz demektir .

Affetmenin iki tarafı vardır . Affeden , affedilen ...
Affedilen ;
• Dünyasını değiştirmiş
• Yaşayan yakınlarımız
• Yaşayan bir daha hiç göremeyeceğimiz insan veya gruplar ( kurum , kuruluş , örgütler , devlet , kader , kısmet , talih , felek evren vs. ) olabilir .

Önce işe kolay tarafından başlayalım :
Farz edelim ki karşı taraf artık yaşamıyor ; ama bu kişi veya kişilerin yaptıkları , söyledikleri , yazdıkları hala bizi etkilemeye devam ediyor . Öylesine etkiliyor ki , o ismin anılması bile aklımızı bedenimizi ve ruhumuzu derinden yaralayan pek çok duyguyu harekete geçiriyor . Kendimizi kötü hissetmemize , duygusal bir depreme ve bunun sonucunda da bizi “ duygusal  göçük”” e çeviriyor . Bu işlem işte evde , gündüz gece ve uykuda ve rüyalarımızda da devam ediyor .
Bu süreci tekrar gözden geçirelim ; bizi rahatsız eden “ o “ ama “ o “ artık başka alemde . Affetmeyerek bu sürecin devam etmesine izin veren kim ? ....

Affetmek çok kişisel bir süreçtir . Affettiğimizde rahatlayıp huzura kavuşan tek kişi biz olacağız . Affetmenin sonunda karşı tarafta ne gibi değişikliklerin olacağını bilemeyiz ancak affeden olarak bizim bu durumdan yararlanacağımız kesin ...
Üstelik “ karşı tarafın “ sizi hala etkilemesine izin vererek sizi “ duygusal göçük” e çevirmesine izin vermeniz bu sürecin sorumluluğunun sizde  olduğunu göstermiyor mu ?

“Karşı taraf “ , hayatta olsun , yakınımızda veya uzağımızda veya kurum , grup veya örgütler olsun ... süreç aynı şekilde işliyor . Olumsuz etkilenen ve etkilenmeye devam eden siz oluyor ve çoğunlukla “ karşı taraf” bunun farkında bile olmuyor .
Bütün dinlerde ortak olan noktalardan biri de affetmenin faziletlerinin defalarca vurgulanmış olmasıdır . Affetmek inananlar için merhamet ve şefkatle beraber ulu bir davranış olarak tarif edilmektedir .

**

Affetmemenin temelinde onu besleyen geniş bir duygu demeti yatıyor ;
Öfke , pişmanlık , acı , dargınlık , güceniklik , hınç , suçluluk , küskünlük ...

Başkalarından zarar gördüysek öfke ve kızgınlık , başkalarına zarar verdiysek suçluluk duygusu yakamızı bırakmaz . Affetmenin  önündeki en önemli engel öfke ve suçluluk duygusudur . Affedebilmek için öfke ve kızgınlık ile suçluluk duygusunu çözümlememiz şart .  Böylece affederken , bu hislerimizi besleyen pek çok olumsuz duygudan da kurtuluyoruz .
Danışanlarla yaptığımız bire bir uygulamalarda , “ af “ olmadığı takdirde bir şeyler eksik kalıyor . Eğer affedemiyorum diyorsak , bu duyguyu destekleyen ve mutluluğumuzu engelleyen hislerden tamamen arınıp temizlenemediğimizi fark ediyoruz . Olumsuz duygu ve düşüncelerden tam arınmak ancak “ tam bir bağışlama ve kayıtsız şartsız af “ ile gerçekleşebiliyor. 

Affetmeyince neler olabilir  :

1. Olumsuz deneyimi tekrar tekrar yaşayarak , her defasında acıyı yeniden duyarız
2. Affetmenin öncesi duyduğumuz öfke ve diğer olumsuz hisler bizim mantıklı ve makul düşünmemizi engeller
3. Diğeri ile oluşabilecek “ sağlıklı” iletişim ve barışma ihtimalini ortadan kalkar
4. Diğerinin bize anımsattığı her şey yeniden aynı acıları yaşatır
5. Benzeri durum ve insanları kendimize çekeriz
6. Nasıl davranacağımız konusunda tercihimizi ve kişisel gücümüzü karşı tarafa teslim ederiz
7. Bu deneyimden öğrenmemiz gerekenler ve çıkaracağımız derslerden bir şeyler öğrenme şansını kaybederiz
8. Bu olayla ilgisi olmayan kişi ve grupları , herhangi bir şekilde olumsuz deneyimimiz ile ilişkilendirebiliriz ve bunun sonucunda da haksız ve gereksiz yere , yaklaşımımız olumsuz olur
9. Yeni sağlıklı tatmin edici ilişkiler kurma konusunda kendimizi engeller ve kısıtlarız
10. Acılı ve dertli yaşayan biri olarak “ kurban “ olarak yaşamaya devam ederiz
11. Kendimize olan saygı sevgi ve takdir hislerimiz zarar görür
12. Yüksek benliğimizle barışamayız

Herkes bu maddelerin birinden daha fazla etkileniyor . Özellikle 6. madde beni çok etkiliyor .Tek başına bu konu bile affetmek için yeterli olmalı . Çünkü bir taraftan bize zarar verdiğini düşündüğümüz kişiyi affetmiyor ona karşı öfke ve kızgınlık taşıyoruz. Diğer taraftan da , onun  , davranış ve inançlarımızı şekillendirmesine izin veriyoruz . O kişi olumsuz duygu ve düşüncelerimizin  “tetik” i oluyor .
Bir yakınım yukarıdaki listeye bakıp” 9. madde en önemlisi “ demişti .  Eminim sizi en çok etkileyen madde farklı  olabilir .

Affetmediğimizde , polis , savcı , jüri , hakim ve infaz memuru olarak her şeyi kendimiz yapıyoruz. Bu kadar yetki ve sorumluluk şimdiye kadar hiçbir ölümlüde olmadı . Onun için Tanrı’yı oynamaktan vazgeçip affedelim ve huzura kavuşalım .

Affetmemek sevgi , neşe , huzur , masumiyet , ahenk , bütünlük ve dengenin önündeki en büyük engeldir .

Affetmek , egomuzu denetim altına alarak , öfke acı korku utanç ve suçlamalarımıza son vermektir .

Affetmek geçmişimizle barışarak huzur içinde yaşamanın ilk adımıdır .

Kendinizle , geçmişinizle ve çevrenizle barışık , sevgiyle yaşamanızı diliyorum .

Ahmet S. Koçel
Yaşam Koçu
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Prepared to publish by Fotorama
Go to top